Boşanma oranlarımız neden bu kadar hızlı artıyor

Açıklanana en son istatistik değerlerine göre geçen sene 700 bin çift evlenmiş memleketimizde. Bu iyi haber. Kötü haber ise 100 bin çift ise boşanmış ve davası devam eden onbinlerce de çift varmış.

Peki ne oluyor bize acaba. Son yıllarda artan bir hızla ilerleyen boşanma oranı. Benim yakınlarım içersinde var bu durumda olan. Hem de 1 sene gibi kısa bir sürede bu boşanma işlemini ulaştılar. Çocuğu olupta boşananlar ise çoğunlukta.

Sanki evlilik değilde evcilik oyunu gibi bir şey.

Son zamanlar da ise televizyonda anormal derece de bir evlilik programı enflasyonu da var. Hemen hemen her kanal kendine göre bir evlilik programı yapıp ona göre insanları evlendirmeye gayret ediyor! Hemde GÖRÜCÜ usulü.

Neler oluyor bize. Yıllardır insanların görücü usulü evlenmelerine karşı çıkmış, onları aşağılamaktan hor görmekten başka bir şey yapmamışken şimdi aynı biz televizyon yardımı ile görücü usulü evlenme hizmetleri yapıyoruz.

Bir takım insanlar buna neden şu an tepki göstermez. İnanılmaz değil mi aslında ?

Tepkisiz. Daha önce yerle bir ettiği ve eleştirdiği bir olayı tekrarlayan bir topluluk olduk.
Merak edenler araştırsın ama boşanma oranında ki görücü usulü ile evlenenlerin oranı, flört ile evlenmişlere göre neredeyse yok denecek kadar az. Ki son on yıllardır özellikle anadolu da bu kültürü ortadan kaldırmak için her türlü propaganda yapılmış olmasına rağmen. Kadının güya ekonomik bağımsızlığını kazandığı kimseye muhtaç değil diyerek bir çocuk doğurduktan sonra hemen boşanma isteği ve eylemi.

Bu hale sadece televizyon, gazete, dergi gibi yazılı ve görsel enformasyon kanallarının etkisinin yanın da son zamanlar da özellikle eğitim şart felsefesi ile eğitilmiş düşün(e)meyen beyinler haline geldik. Ancak bu düşünemeyen beyinler sadece bunlar ile olmamalı. Sonuçta televizyonu hayatından çıkaran, gazete okumayan eğitimin şart olmadığına inanmayan bir kesim içinde de son zamanlar da boşanma oranı artmış durumda. Dolayısı ile bu nedenlerin dışında başka nedenler olmalı diye düşünmeye başladım son zamanlar da.
Ve sonun da gıdaların bu konuda anormal derece de etkisi olduğuna karar verdim.
İnanmıyorsanız gelişen ülkeler ve gelişmiş ülkeler deki boşanma oranı ile geri kalmış ülkelerdeki boşanma oranını bir inceleyin bakalım.
Aradaki fark sadece eğitim, ekonomi vs. değil aslında. Aradaki en önemli fark yenilen (tabi bulunup yenilebilen varsa) gıda da bir etken sanırım diye düşünmeye başladım ben.
Bozulan ve her geçen gün bir şekilde genetiği ile oynanarak bir takım deneylerin yapıldığı ve enteresan bir şekilde eşini dostunu kimseden kıskanamayan bir topluluk.

Bir düşünün bakalım kendinizi ve etrafınızdakileri.

Bu arada geçenler de gazeteye eleman ilanı vermiştik. Bir hafta boyunca yayınlandı ilanımız trajı yüksek gazetelerin birinde. Bir hafta boyunca bizi arayan eleman sayısı ise bu işsizlik rakamına göre çok gerilerde kalmış durumda. Yani sanki milletin iş derdi yok.
Aslında problem iş değil. Problem tembellikte. Yani çalışma isteğinin olmaması. İsteksizlik.

Bu da sadece enformasyon kanalları ile olacak bir durum değil. Zira bu durumdaki gençlerin bakmayın siz üstünde ki çakma markalara onların bir kontör alacak parası yok ama malesef iş de beğenmiyorlar. İki gün çalışıp iş bırakıyor ve işsiz kalıyorlar.

Acaba bunda da yediklerimizin bir faydası bir katkısı varmıdır ne dersiniz ?

Bu güne kadar bu konuda dikkatini çekmeye çalıştığımız etrafımızdaki hassas çevremiz olaya hep sağlık ve hastalık olarak baktılar. Karakterimiz ve alışkanlıklarımız değişti. Değiştirildi sanki.

Neyseki ünlü profesörlerimiz bizim yıllardır yapmaya çalıştığımız ikazları birazda ticari çıkarları nedeni ile televizyonlardan bangır bangır bağırmaya başladılar da insanlar evlerinde yoğurt nasıl yapılır diye merak edip kendi yoğurtlarını yapmaya başladılar. Bu da bir gelişme

Neyse Haydi kalın sağlıcakla.

Allah yar ve yardımcınız olsun.
Nasipse devam edecek….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir