Çaydan ne istediniz…

Oturuyoruz bir çay salonunda kaderdaşımla…
Yıllardır her türlü gıdalarımızda bir bozulma, eski tadları alamama. İnsanların da hareketlerinde değişimler. Anormal tavırlar.
Otobanda sol şeritte 60 km ile giderken cep telefonu ile konuşmalar. İkaz ettiğinde garip garip bakmalar…Tepkisiz.
Eskisi gibi arabadan inipte kavga edenler yok. Sadece anlamsızca bakıyor yanından geçerken. Belki de anlamıyor sol şeritte çok yavaş gidip kazaya neden olabileceğin.
Bunun yanın da herkes avantacı. Çalışmadan para kazanma derdinde.
Geçenler de bir devlet dairesindeki memur(e) hanım ile zorunlu sohbetimiz sırasında çok yoğun olduklarını öğreniyorum. Nedense benim orada olduğum 20 dakika içinde benden başka bankoya gelmedi. Benden sonrada fazla kişinin olduğunu sanmıyorum. Çok yoğun bir yer değil aslında ama memure hanım durumdan şikayetçi nedense.
Çayını yudumlarken bana çok yoğun olduklarını dolayısı ile evrak başvurumun neticesini ne kadar sürede alabileceğimizi bilemediğini ifade ediyor…Yaptığı işe dikkat kesiliyorum. Normalde evrak başvurusunu alıp bilgisyara girmek. Çok yetenek, zeka veya efor gerektiren bir iş değil.
Hep böyle yoğunmudur diye soruyorum memure hanıma. Hep böyle 15 senedir bu şekilde diyor bana halinden şikayetçi bir tavırla.
Yoğunluk görmemiş memleketimin memuru.
Anlam veremiyorum haline. Aynı sol şeritte yavaş giden şöför gibi farkında değil yoğunluğun olmadığının.
Ne oldu bu insanlara…
neden algılarında problem var neden tembelleştik.
Kimsenin canı çalışmak istemiyor.
Sen çalışma ben çalışmayayım kim çıkaracak o evinin baş köşesine koyduğun LCD tvyi kim üretecek. Çok merak ediyorum bu memure hanımı o tv üreten tesisde ne kadar süre çalışabilir acaba.
Neyse bizde çayımızdan bir yudum alırken rengine dikkat kesiliyorum ister istemez. Eskiden tavşan kanı dediğimiz tarzda bir renk. Ama tadında iş yok. Eski çaylar ile alakası yok.
Geçenler de tv de bir haber çıkmıştı. Bayat ve fire çayları alıp sırf renk versin diye DOMUZ KANI ile renklendiren 20 küsür kişilik bir çete yakalanmış adliyeye götürülüyordu.
İşin enteresanı çetenin içinde jandarma ve polis teşkilatından memurlarda var.
Ya kardeşim çaya da mı el attınız.
Domuz kanı nereden aklınıza geldi. Madem yapacaksın bari inek kanı koy. Keçi kanı koy. Domuz kanı nerden geldi aklınıza. Ve ya nereden öğrendiniz anlamadım ki.
Adliyeye götürülen çete üyelerinden bazıları o kadar pişkin halde kameralara bakıyorlardı ki ben utandım ama onlarda ar damarı diye bir şey kalmamış.
Şimdi merak ettiğim ben bu çaylardan içtimmi.
İş seyahatlerimiz sırasında en rahat kullandığımız çay da elimizden gitti. Geçenler de simitimizide almışlardı elimizden. Susamını bozarak.
ne yiyeceğiz biz ne içeceğiz yarabbim.
Ne oldu bu insanlara diye düşünmenin anlamı yok artık.
Çayında bile domuz kanı olduktan sonra…

Allah yardımcımız olsun.

One thought on “Çaydan ne istediniz…

  1. Dehşet bir bilgi. Adeta ürperdim okurken. Son yıllarda hep konuşuruz ya biz ne zaman bu hale geldik diye, hakikaten yeyip içtiklerimiz böyle ise bu hale de şaşmamalı 🙁

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir