Misafir sohbetleri…01

Geçen gün bir arkadaşım ile sohbet esnasında Memleketimizde olanlara anlam veremediğini ve hemen hemen herkesin bir takım bozulma içinde olduğunu ifade etmişti. O konu hakkında ona açıklama yapmamıştım ancak kendisi tv deki dizilerden, eğitim sisteminden ekonomik krizden bahsetmişti neden olarak. İnsanların geçim derdi yüzünden çocukları ile uğraşamadığını ifade etti.

Deden nasıl yapmış acaba dedim ben de cevaben kendisine ?
Durdu baktı yüzüme.
Anlamaya çalışıyordu ne demek istediğimi. Belli ki çözemedi ve neden sordun bu soruyu bana dedi bir sessizlik sonrası.

Bildiğim kadarı ile babanlar çok kardeş ve sizde öylesiniz. Deden ve baban senin çekmediğin yokluğu çekti. Senin deyimin ile de finansal sıkıntıyı çok çektiler. Hatta onlar karne ile ekmek aldıklar yıllarca. Ama maşallah seni ve kardeşlerini o yokluğa rağmen çok iyi yetiştirdiler ve senin şuan işlerinde gayet iyi dedim.
Devam edecektim ki, önemli bir toplantıya gitmesi gerektiğini hatırlatan sekreterinin telefonu ile daha sonra devam etme kararı alarak sohbetimize ara verdik.

Evde otururken elime bir dergi geçti. Derginin kapak konusu da HELAL GIDA üzerine idi. Orada GİMDES Başkanı Sn. Hüseyin Kami BÜYÜKÖZER ile yapılan bir röportaj vardı. Okurken bu gün dostumuz ile olan sohbet geldi aklıma. Okumaya devam ettim hali ile…Dünya üzerinde ki helal gıda ve gıda güvenirliliği konusunda yapılan çalışmalardan bahsediyordu röportaj. Bir yerinde ise ;

‘O, dönüp gitti mi (yahut bir iş başına geçti mi) yeryüzünde ortalığı fesada vermek, ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.(Sure 2,Ayet 205)’ .

Bugün insanlık eski isyanlarına ve karşılığında yaşadığı belalara tuz biber ektirecek büyük bir maceranın, felaketin girdabına sürüklenmek istenmektedir. Bu macera, bu felaket hayvan ve bitkilerin GENETİK YAPILARINI DEĞİŞTİRME yolu ile insan neslinin genetik yapısının kontrol altına alınmaya çalışılmasıdır.

İnsanlık bu felaketin farkına varmaya başlamıştır. Ancak bu felaketin altından İslamsız kurtulması ihtimali muhaldir. Organik Tarım Projelerinin bu sebeple GDO ile mücadelede bayrağı elinde tutan Avrupada dahi yüzde 100 gerçekleşebilme imkânını yakalayamamakta olduğu resmi raporlarda belirtilmektedir. .

Bütün insanlığın helal ve sağlıklı yaşam tarzının garantisi ancak embriyodan, tohuma kadar helal standardının uygulanması ile sağlanabilecektir. Allah(cc)’ın tüm insanlara hitabeden son Kitab’ındaki ayet de bu gerçeği açıkça ilan etmektedir: .

‘Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin. Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size apaçık bir düşmandır.(Sure 2,Ayet 168)’ .

Röportajın küçük bir kısmında bu şekilde konuşuyor Sayın Hüseyin Bey. Ayetlerin mealinde bize çok net mesaj ve yol göstericilik var aslında.

Düşünmeye başladım. Bir yanda tv de bir çok konu işleniyor ancak ben onları görüyorum ama duymuyorum. Ben bakıyorm ama görmüyorum. Aklım başka bir yerde. Neden diye düşünüyorum tam bu sırada aslında.

Dün gece misafirlerimiz vardı. Ellerinde de bir takım misafirlik için aldıkları çok popüler ürünlerden bazıları. Biz onları yıllardır kullanmıyoruz. aslında bizi ziyaret edenler de bu konu hakkında ne kadar hassas olduğumuzu da biliyorlar.Fakat nedense damarlarında bu gıdaların katkılarının dolaşmasından mı bilinmez ancak bu gıdalar ve içeceklerden alıp yanlarında gelmişler. Ve genel olarak da bize ne olur ki ya bir kereden bir şey olmaz. Nasıl olsa siz bizim kadar kullanmıyorsunuz.

Problem aslında bu kadar basit değil ki. Neyse aldık sazı elimize.
Geçtik ekran başına.Misafirlerimiz okudu içecek ve gıdalar üzerinde ki içindekiler kısmında yazan maddeleri. Biz bulduk ve onlara okuttuk.

Buzdağının en tepesi idi bizim onlara gösterdiğimiz konu.

Alın elinize en basitinden bir çikolata ambalajı ve bakın bakalım dedik kendilerine. Sağolsunlar bizi dinlediler ve kırılmadan gıdaların ambalajın da sadece “Domuz ve Türevleri içermez” yada “Domuz yağı bulunmaz” ibaresi dışında bir ifadesi olduğunu farkettiler.

Ve helallik ve sağlıklı anlayışının sadece domuz ile kısıtlı olmadığını kendileri ifade ettiler. Uzun zamandır duydukları ancak bu güne kadar nedense pek üzerinde kafa patlatmadıkları bu konu hakkında biraz daha düşünme ve çalışmaya karar verdik. Nasıl olsa misafirliğe gelmişlerdi.

Herkesin ilgisini çeker bir hale geldiğinden baş köşelerimizde bulunan TV nin de kapatma düğmesine basıp başladık araştırmalarımıza…

devam edecek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir