Yerli malı sandığımız yabancı firmalar…

Amerika ile yaşanan son günlerdeki “ekonomik savaş” durumları yeniden bu tip konuları gündeme getirdi. Her şerde hayır vardır misali memleketimin insanların da unutulmaya yüz tutan bir yerli malı kullanımı hassasiyeti yeniden gündeme geldi. İyi de oldu. ama…

Sonuçta bu bir savaş. Savaşlar artık eskisi gibi sadece top ile tüfek ile olmuyor. Bakmayın o efsane yalanlarına top tüfek savaşında da bir sürü hile var. Hele ki ekonomik savaş tamamen hile üzerine kurulu. Öncelikle karşılığı olmayan dünyanın en değersiz parası olan DOLAR ile yahudi ekonomi oyuncuların dünyanın her yerinde aynı taktik ile hile yaparak savaşıyorlar.

Karşılığı olmayan sadece kağıt ve üzerindeki mürekkep masrafı dışında bir bedeli olmayan doların bu konusuna girmeyeceğiz. Dileyen bu konuyu araştırabilir. Hikayesi II. Dünya savaşı öncesine gider ve Japonya’yı yakan olaydır. Bretton woods diye millete yutturulmaya çalışılsada dünyanın başına bela olan IMF denen ekonomik düzenin oluşmasına neden olan sistemdir. Eninde sonun da bu sistem kendi kendini bitirecektir. Ve yavaş da olsa insanlar artık bu konular da daha da bilinçlenmeye başlamıştır.

Temel ilke olarak dünya üzerinde kendi firmalarına (ki bu firmalar ulusal değil, uluslararası firmalardır.) rakip olabilecek yerel firmaları mercek altına alırlar. Büyüme grafiği daima yüksek olan firmaları cazip ! denecek teklifler ile satın almaya dayanan bir sistem işte. Kaç para verdiğinin aslında bir önemi yoktur zira dediğimiz gibi satınalma işlemi dünyanın en değersiz, karşılığı olmayan para ile olacağından aslında bedava alınmıştır.

Ve genel de satın alma işlemi yapılan ülkenin vatandaşlarının tanıdığı bildiği ve isim olarak da o ülkeye uygun olan firmalar hedeftedir.

En son yapılan satın alma işlemi ELİF PLASTİK, temmuz 2018 de satıldı. Elif plastik 1972 yılından beri faaliyet gösteren ve 1995 yılından bu yana ilk 500 firmalar arasına girmiş olup son açıklanan listeye 584 milyon lira ciro ile 269’uncu sırada yer aldı. Üretiminin hemen hemen yarısını yurtdışına ihraç eden bir firma ve basına yansıdığı kadar  1400 civarı çalışanı bulunmakta. Sonuçta Türkiye’nin ambalaj ve Plastik devi. (K1) 

Satış işleminde bir şey yok sonuçta yatırım yatırımdır diyenler olacaktır. Bu da bizim konumuz değil aslında. Sonuçta bu firmanın yönetim kurulu bir şekilde bu satışa karar vermişler ve de işlem gerçekleşmiş.

Peki alan firma kim. TURKVEN diye geçen bir firma. Ne güzel değilmi ismi bile yerli. Ha elif ha turk.

Adamlar bu işi bile bilinçli olarak yapıyorlar. Peki turkven kim ?

Hürriyette 18/7/2018 tarihinde yayınlanan habere göre “Turkven’in danışmanlığını yaptığı uluslararası yatırımcılar ambalaj sektöründe faaliyet gösteren Elif Holding’in çoğunluk hissesini aldı.”

Kim bu uluslararası yatırımcılar demeden önce satışın danışmanlığını yapan Turkvenin kendi sitesinde bulunan hissedarlar ve bu hissedarların kimler olduğuna kendi internet siteleri üzerinden bakalım bakalım önce ;

  1. İnternational Finance Corporation IFC (World Bank Group) Dünya Bankası Grubu’nun bir parçası olan IFC, gelişmekte olan ülkelerdeki özel sektör oyuncularına odaklanan en büyük küresel kalkınma kurumudur.
  2. European Bank : Avrupa Kalkınma ve Yeniden Yapılandırma Bankası (EBRD) kapsamında olan coğrafyalar olan orta ve doğu Avrupa’dan, orta Asya, doğu ve güney Akdeniz’i de içine alanlardaki ekonomilerin daha verimli pazar koşullarına ulaşmasına destek olmaktadır.
  3. European Investment Bank : EIB (Avrupa Yatırım Bankası), Avrupa Birliği’nin bir parçasıdır. Avrupa Birliği üye ülkelerinin sahibi olduğu ve onların çıkarlarını temsil eden tek bankadır. AB politikalarının uygulanmasında AB kurumları ile yakın çalışmaktadır.
  4. FMO (Entrepreneurial Development Bank) : FMO, merkezi Hollanda olan bir kalkınma bankasıdır. Yüksek başarı hedefleri olan şirketlere yatırım yaparak, gelişmekte olan ekonomilerdeki sürdürülebilir özel sektör büyümesine destek olmaktadır.

Ne güzel ne var bunda, adamlar gelmiş yatırım yapıyor işte. Turkven kuruluş yılı 2000 . Kendi internet sitelerin de belirttikleri gibi Türkiye de şuana kadar en yüksek başarıya ulaşmış üç yatırımı ise , Pronet, Mavi ve Domino’s olarak belirtilmiş.

Yine Turkven 2003 yılında UNO ve 2008 yılında Migros ile Türkiye’de girişim sermayesi tarafından yapılan ilk ve en büyük kaldıraçlı satın alma işlemlerini gerçekleştirmiştir.

En fazla yatırım, Danışmanlığını yaptığımız fonlar, 5 milyar USD üzerinde yatırıma kaynak sağlamıştır.
Uluslararası yatırımcılar, Danışmanlığını yaptığımız fonların yatırımcıları, toplam yönetilen varlıkları 1,7 trilyon USD’nin üzerinde olan uluslararası kurumsal yatırımcılardır ve bu, Turkven’in eşsiz bir uluslararası networke sahip olmasını mümkün kılmıştır.
Yukarıda adı geçen firmalar dışında MNG Kargo, Mikro Yazılım, Vansan,Medical Park, Flo,Koton,Doğtaş,Digiturk,Doğa Okulları, Pronet,Intercity, Tekin Acar Kozmetik, Trend
Gerçek bağımsızlık,

Turkven’in danışmanlığını yaptığı fonlarda bağımısızlığı sağlaması ve anlaşmazlıkların bertaraf edilmesi adına Türk yatırımcı bulunmamakta imiş. 

Bir takım yönetici kadroları var, tanımam etmem. üst düzey kariyere sahip, üst düzey görevlerde çalışmış insanlardan oluşan bir ekipleri var. Her biri yukarıda adı geçen firmaların ya yönetim kurulun da yada firmaların yönetim ekibinde. İçlerin de endüstri mühendisi de var, elektrik elektronik mezunu da. Acaba başvuru yapsam beni de işe alırlar mı hiç sanmam.

Peki Turkven, Elif plastiği kimin adına aldı.

Hürriyetin haberine göre ; “turkvenin yaptığı yazılı açıklamada Elif Holding’in Türkiye’deki en büyük ambalaj üreticileri ve ihracatçıları arasında yer aldığı, satın almanın Rekabet Kurumu onayından sonra tamamlanacağı ifade edildi. Rekabet Kurumu kısa bir süre önce Alpha Flexibles BV adlı şirketin Elif Holding AŞ’nin tam kontrolünü devralmak için başvurduğunu açıkladı.”

Nerden nereye sonuçta hemen hemen her ortam da marka çıkaramıyoruz. Katma değerli ürün geliştiremiyoruz mitlerinin en temelinde aslında elimizdekinin kıymetini bilemiyoruz. Öncelikle bunu anlamamız gerekiyor.

Dünyanın en değersiz parası ile yapılan bir takım satışlar. Turkvenin ceosu ; yenişafaka verdiği bir röportaj da aslında ak parti olmasa bu durumda olamazdık,zira 2002 den itibaren yabancı yatırımcının önü açıldı  diye de bir demeç veriyor.

Yine aynı ceo; başka bir röportajında ise “Şirket kötü çıkarsa, en kısa sürede ayrılmak istiyoruz. Şirket iyi ve büyüme potansiyeli varsa,uzun süre kalmayı seçiyoruz. ”

Bu açıklamasına örnek olarak da mavi jeansi veriyor. Mavi de 9 sene %54 hissenin sahibi olarak yönetimde bulunduktan sonra her yıl %30 büyüyen firmadaki hisselerini halka arzdan gelen paralar ile satarak %15 e düşürmüşler.” Yani kendi ifadesi ile altın yumurtlayan tavuğun yumurtasını yemişler.

Bu konuda ilerleyen günlerde daha detaylı çalışmalar ortaya koyarız inşallah ancak bizim asıl konumuz şu.

Bir takım yerli ve gelişmeye müsait firmalar dünya bankası ve diğer yabancı fonlar ile satın alınıp, yatırım yapılan paralardan çok daha fazlası kazanıldıktan sonra firmalardan çıkış işlemi başlıyor. Ve vatandaş bu firmaların gerçek sahiplerini bilmeden yıllarca yerli malı kullanacağım diye destek veriyor belki de.

Bir sonraki yazımız da yerli sanılan yabancı firmaları inceleyeceğiz inşallah.

Haydi selametle.

28/08/2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir